Ceza yargılamalarında özellikle suçun unsurlarının belirlenmesinde Yargıtay kararları (İçtihatlar) önemli bir yere sahiptir. Mala zarar verme suçu Yargıtay kararları da yerel mahkemeler tarafından verilen kararların hangi yönden usul ve esasa aykırı olduğu yönünde belirleyici bir özellik taşır. Ancak Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf Mahkemeleri) faaliyete geçtikten sonra belirli sınırlar altında kalan cezalar için temyiz yoluna gidilememektedir. Mala zarar verme suçu ve cezası da bunlardan birisidir. Bu nedenle mala zarar verme suçu Yargıtay kararları yerine Bölge Adliye Mahkemesi kararları bu konuda daha çok belirleyici özellik taşır.
Mala Zarar Verme Suçunda Mağdurun Zararının Giderilmesi
Soruşturma aşamasında suça konu motorlu testerenin kolluk güçlerince sanığın evinde ele geçirilip mağdura iadesinden sonra kalan zararının sanığın babası tarafından giderildiği, ilk derece mahkemesince duruşmada beyanı alınan mağdura zararın hangi tarihte giderildiğinin sorulmadığı, dairemizce bu yönde beyanının alınması için yazılan talimatta mağdurun adresinden ayrılması sebebi ile beyanının alınamadığı, bu eksikliğin sanık aleyhine sonuç doğuramayacağı değerlendirilerek mağdurun kalan zararının soruşturma aşamasında giderildiğinin kabulü gerektiği ve sanık hakkında TCK 168/1 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının oluştuğu, verilen cezadan bu madde uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, istinafa konu kararın CMK.280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın işlediği sabit olan bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından eylemlerine uyan TCK.142/2-h, 168/1, 151/1 ve 168/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş ve bu yönde aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık K4’un bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyetine ilişkin olarak verilmiş olan Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2019 tarih ve 2019/783 esas, 2019/1865 karar sayılı hükmünün CMK’nın 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASI…
Mala Zarar Verme Suçunda Yaş Küçüklüğü Yargıtay Kararları
Somut olayda suça sürüklenen çocuğa yüklenen mala zarar verme suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesinde, hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi nedeniyle, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçenin gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
Suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31/3 maddesi uyarınca cezasında 1/3 indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Usul ve yasaya aykırı olmakla suça sürüklenen çocuk ile müdafiisinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık, 5271 sayılı CMK’nin 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olup, duruşma açılmaksızın anılan maddeler gereğince düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, 5271 sayılı CMK’nin 280/1-a ve 303. maddelerinin verdiği yetkiye istinaden;
Hükmün B bendinin hükümden çıkarılarak, yerine;
“B-1-Suça sürüklenen çocukK3’ınüzerine atılı bulunan “mala zarar verme” suçunu işlediği toplanan delillerle sabit olduğundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 151/1 maddesi gereğince, suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın miktarı ve fiilin diğer özellikleri nazara alınarak tercihen adli para cezası seçilerek takdiren alt sınırdan hüküm kurularak 120 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Mala Zarar Verme Suçunun Unsurları Yargıtay Kararları
İlk Derece Mahkemesince sanığın üzerine atılı suçlar yönünden yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının istinaf talebi doğrultusunda Dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiş; sanığın savunmasında çalıştığını beyan ettiği F2 Cam San. Tic. AŞ’ye müzekkere yazılarak sanığın çalışıp çalışmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabının incelenmesinde; sanığın bu işyerinde çalışmadığı anlaşılmış, yine Eskişehir SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak bahsi geçen işyerinde sanığın çalıştığına dair iddiasına ilişkin olarak herhangi bir sigorta kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabında sigorta kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. 03/01/2010 tarihli ve 2010/26 sayılı ekspertiz raporuna göre “olay yerinden elde edilen (2-nolu 1. kat güney cephe balkon, PVC doğrama kapı üst pim hizası iç kısmından alınan) parmak izinin APFİS sisteminde yapılan araştırmasında 26/02/2010 tarihinde ilimiz Trafik Tescil Şube Müdürlüğünce onparmak izleri alınan …. T.C.: N3 kimlik numaralı K5 isimli şahsın sol el baş parmak izi ile aynı olduğu …. gösterilen noktalarda tam uyum sağladığı yapılan mukayese sonucu anlaşılmıştır.” şeklindeki parmak izi raporu da göz önüne alındığında; sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, ilgili yerlere yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda da sanığın savunmasının doğrulanmadığı anlaşılmış, bu şekilde iddia makamının talebine uygun sanığın üzerine atılı sübut bulan “Kapı ve pencereleri takılı bina vasfındaki yerden bakır elektrik kablosu hırsızlamak” şeklindeki eylemine uyan 6545 Yasa ile değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi gereği cezalandırılmasına karar verilmiştir. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden inşaatın henüz tamamlanmamış olması ve binada oturan bulunmaması nedeniyle bu suç yönünden suçun yasal unsurları oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş; yine mala zarar verme suçuna ilişkin olarak sanığın hırsızlık eylemini mutfak PVC kapısını sökmek suretiyle gerçekleştirdiği, görgü tespit tutanağına göre; bundan dolayı müştekinin herhangi bir zararının bulunduğuna dair bir tespit olmadığı, yine müştekinin bu yönde bir beyanın da bulunmadığı anlaşılmakla; bu suç yönünden de suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmiş, ilk derece mahkemesi uygulamasındaki hukuka aykırılıklar bu şekilde düzeltilmiştir.
HÜKÜMLER: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2018 tarih, 2015/1516 Esas 2018/287 Karar sayılı hükümlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
II-Her ne kadar sanık K5’un “Konut dokunulmazlığının ihlali” ve “Mala zarar verme” suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca; “yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle” yasal unsurları oluşmadığından müsnet suçlardan ayrı ayrı BERAATİNE,
Mala zarar verme suçu unsurları ve mala zarar verme suçu ve cezası hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için “Mala Zarar Verme Suçu ve Cezası” Başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Mala Zarar Verme Suçunda İçtima – Kamu Malına Zarar Verme
Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanığın ve katılan kurum vekilinin istinaf taleplerine binaen yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; silahla kavga ihbarı nedeniyle olay yerine giden kolluk görevlilerinin, olay yerinde silahla kavga olayının bulunmadığını anlamaları üzerine sanığın kullandığı … plakalı aracın kaçtığının anons edilmesi nedeniyle görevli polis memurlarının sanığın bulunduğu aracı durdurmak istedikleri, sanığın dur ihtarına uymadığı, kaçmaya devam ettiği ve içinde polis memurlarının da bulunduğu araca bilerek ve isteyerek çarpması nedeniyle araçta zarar oluşturduğu anlaşılmakla, eyleminin görevi yaptırmamak için direnme, kasten yaralama ve kamu malına zarar verme suçlarını oluşturduğu, 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren fiilden hüküm kurulması gerektiği, görevi yaptırmamak için direnme suçunun 265/5 maddesine göre kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinin gerçekleşmesi nedeniyle hüküm tesis edildiği de nazara alındığında, görevli memura direnme suçu için verilen cezanın daha ağır olması nedeniyle kamu malına zarar verme suçundan TCK 44. maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekirken yanılgılı uygulama nedeniyle müsnet suçtan sanığın cezalandırılması hukuka aykırı ise de, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu aykırılığın CMK’nın 303. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak yerine; “Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan cezalandırılması talebi ile 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de, aynı yasanın fikri içtima kurallarını düzenleyen 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı içeren görevli memura direnme suçundan mahkumiyet kararı verildiğinden kamu malına zarar verme suçu yönünden karar verilmesine yer olmadığına,” ibareleri yazılarak hükmün DÜZELTİLMESİ suretiyle CMK’nın 280/1-a uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
Mala Zarar Verme Suçunda Şikayetten Vazgeçme
Sanık K1 hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf talebine binaen yapılan incelemede;
06/03/2017 tarihli duruşmada katılan K5’nın müsnet suçları birlikte işleyen SSÇ K4 ile K2 haklarındaki şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 73/5. maddesi gereğince “İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar” hükmü gözetilerek şikayetten vazgeçmenin sanığa da sirayet etmesi nedeniyle sanık hakkında mala zarar verme suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken yanılgılı uygulama nedeniyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi ,
Kanuna aykırı ve istinaf edenin ileri sürdüğü nedenler bu itibarla yerinde görülmüş ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5271 sayılı CMK’nun 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak önceki hüküm kaldırılarak yerine “Her ne kadar sanık hakkında katılan K5’ya karşı mala zarar verme suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, 5237 sayılı TCK’nun 73/5 maddesi delaletiyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8 gereğince kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE” ibareleri yazılmak suretiyle CMK’nın 280/1-a uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Mala Zarar Verme Suçu Şikayetten Vazgeçme
Katılanın hüküm tarihi olan 03/03/2020 tarihinden sonra, 17/03/2020 havale tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirdiği,
Sanığın, katılanın eski sevgilisi olduğu, sanığın katılanın yeni sevgilisinin evinde olduğunu öğrenmesi üzerine katılana ait ikamete gittiği, sanığın apartmanın giriş ziline basması üzerine katılanın kapıyı açtığı ve giriş kapısına doğru katılanın ilerlediği, sanığın içeri doğru girdiğini gören katılanın, sanığın dışarı çıkartmak için ittirdiği ve kapıyı kapatmaya çalıştığı ve sanığı dışarı çıkarttıktan sonra kapıyı kapattığı, bunun üzerine sanığın apartmanın giriş kapısına taş atarak camı kırdığı olayda; sanığın eyleminin TCK.nın 151. maddesinde düzenlenen takibi şikayete bağlı basit mala zarar verme suçunu oluşturduğu, hüküm tarihinden sonra katılanın dilekçe vererek sanık K2 hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği ve vekaletnamesinde yetkisi bulunan sanık müdafii tarafından vazgeçmenin kabul edildiği, bu nedenle sanık K2 hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği, bu hali ile sanığın mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı ise de;
Bu hukuka aykırılığın CMK.nın 303/1-a ve 280/1-a maddelerindeki yetkiye dayalı olarak Dairemizce düzeltilebileceği anlaşılmakla; Hükmün 2. fıkrasının tamamen hükümden çıkartılmasına ve hükme 2. fıkra olarak” Sanık K2hakkında üzerine atılı mala zarar verme suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçun TCK.nın 151 maddesinde düzenlenen takibi şikayete bağlı basit mala zarar verme suçu olduğu, katılanın sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği ve vekaletnamesinde yetkisi bulunan sanık müdafii tarafından vazgeçmenin kabul edildiği anlaşılmakla TCK.nun 73/4. ve CMK.nun 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,”ibaresinin eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLMESİNE ve BAŞKACA YÖNLERİ KANUNA UYGUN BULUNAN HÜKME YÖNELİK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine