Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanma davalarında çocuğun velayetinin kime verileceği, anne ve baba açısından en hassas konuların başında gelir. Velayet kararları yalnızca ebeveynlerin taleplerine değil, çocuğun üstün yararı ilkesine göre verilir. Bu rehberde, boşanmada çocuğun velayetinin hangi kriterlere göre belirlendiğini ve mahkemelerin uygulamadaki yaklaşımını, yargı kararları ve mesleki deneyimler ışığında ele alıyoruz.

Velayet Kavramı Nedir?

Velayet kavramı ülkemizde herhangi bir kanunda doğrudan tanımlanmamıştır. Ancak Yargı kararları velayete ilişkin bizlere gayet açıklayıcı bir tanım sunmaktadır. Yargı kararları ışığında velayet kavramı, bir çocuğun bakımı, eğitimi ve öğrenimi ile temsili görevlerini kapsamaktadır. Ayrıca velayet görevi velayet altındaki çocuğun mallarına ilişkin hak, ödev, yetki ile yükümlülükleri de içermektedir. Velayet kamu düzenine ilişkindir ve yargılama sürecinde tarafların talepleri olmaksızın hakim tarafından her aşamada resen dikkat alınması gerekmektedir. Bu da velayet kurumunun önemini bir kez daha ispatlayan önemli bir detaydır. 

Boşanmada Çocuğun Velayeti Hangi Kriterlere Göre Belirlenir?

Boşanma davalarında tarafların birbirlerinden nafaka, tazminat, ev eşyaları, ziynet alacakları gibi pek çok çeşitli talebi olmaktadır. Yine evlilik birliği sonlandıktan sonra evlilik birliği içerisinde edinilmiş olan malların paylaştırılmasına ilişkin talepler de ayrı bir davanın konusu yapılmaktadır. Evlilik birliği içerisinde dünyaya gelen çocukların boşanma kesinleştikten sonra kimin velayeti altında kalacağı konusu da boşanma davalarında esaslı bir mesele olarak dikkat çekmektedir. Boşanmada çocuğun velayeti birden çok kriterin analiz edilmesi neticesinde tesis edilir. Hakimler bu alanda uzman kişilerin görüşlerinden süreç boyunca muhakkak destek alırlar. Sosyal İnceleme Raporu olarak da bilinen raporlar çocuğun velayetinin belirlenmesi sürecinde hakimlere her zaman yol gösterici nitelikte olmuştur. Yargı kararları da işbu Sosyal İnceleme Raporu alınmadan tesis edilen velayete ilişkin kararları yerinde bulmayarak bozmuştur.

Çocuğun Yaşı 

Çocukların velayetine ilişkin meselelerin kamu düzeninden olduğundan bahsetmiştir. Çocukların velayetine ilişkin çalışmalarda temel alınan ilke “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi başta olmak üzere Türk Medeni Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu, boşanmada velayet ve ayrıca açılmış olan velayete ilişkin davalarda her zaman dikkate alınır.  Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir? Sorusunu yanıtlarken değerlendirilmesi gereken kriterlerin ilki çocuğun yaşıdır. Çocuğun gelişim seviyesine göre hangi ihtiyaç duyacağı ortam ve özellikleri değişkenlik gösterecektir. Uygulamada 0-3 yaş aralığındaki çocukların kendi ihtiyaçlarını karşılamak konusunda yetersiz oldukları beslenme gibi temel ihtiyaçları itibariyle de anneye mutlak bir bağlılıkları olduğu tespit edilmektedir. Yine 0-3 yaş aralığındaki çocukların sağlıklı ruhsal gelişimleri için de annenin koşulları mümkün olduğu müddetçe anne yanında kalmasının sağlıklı olduğu kanaatine varılmaktadır.  Devam eden 3-6 yaş aralığındaki çocukların da anne ile olan mutlak bağlılıklarının zayıfladığı görülse de hala anne şefkatine ihtiyaç duydukları uzmanlarca gözlemlenmektedir. Anne uygun koşulları sağlıyorsa bu yaş aralığındaki çocukların velayeti de sıklıkla anneye verilmektedir. Yargıtayın da bu konuda emsal teşkil eden kararları bulunmaktadır. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/10761 K. 2011/23988 T. 29.12.2011 sayılı kararında:”(TMK. md. 182/2) Velayet düzenlemesinde asıl olan, çocuğun üstün yararıdır. Ortak çocuk çok küçük olup, emzirme dönemindedir. Çok küçük olan çocuklar anne bakım, sevgi, şevkat ve ilgisine daha çok muhtaçtır. Annenin velayet görevini üstlenmesine önemli bir engel bulunmadığı takdirde, küçük çocuğun annesinin velayetine bırakılması onun üstün yararıdır. Annenin kişisel ilişkiyi engelleyici davranışlarda bulunması ancak çocuğun belirli bir yaş ve olgunluğa erişmiş olması halinde; gerektiğinde velayetin değiştirilmesi nedeni olabilir. ” diyerek çocuğun emzirme döneminde anne bakımına muhtaç olması durumunun velayete etkisini açık şekilde göstermiştir. 6-12 yaş aralığına gelindiğinde çocuğun sadece ruhsal ihtiyaçları değil eğitim ve sosyal hayatına ilişkin beklentilerin de karşılanmasına dikkat edilir. Çocuğa iyi imkanlar ve haliyle iyi bir gelecek sunabilecek tarafın velayete uygun olduğuna dair değerlendirmeler bu yaş aralığındaki çocuklar için yapılabilmektedir.  12 yaş ve üzerindeki çocuklarda herhangi bir zihinsel gerilik durumu da gözlemlenmiyorsa çocuğun kendisini son derece sağlıklı bir şekilde ifade edebildiği gözlemlenmektedir. Bu da mahkemelere velayetin belirlenmesi sürecinde çocuğun kendi fikir ve taleplerinden destek alabilmesini sağlamaktadır. 

Çocuğun Kardeşleri ile Olan İlişkisi

Boşanmada çocuğun velayetine ilişkin düzenlemeler yapılırken çocuğun kardeşlerinin olup olmaması durumu ayrıca incelenmektedir. Boşanma süreçleri çocuklar için psikolojik açıdan zorlayıcı süreçler olarak değerlendirilmektedir. Kardeşlerin bir arada olması bu sürecin ruhsal anlamda daha sağlıklı geçirilmesi anlamında faydalı olmaktadır. Uzman görüşü kardeşlerin bir arada dayanışma içerisinde olmasının uygun olduğuna kanaat getirirken mahkemelerin de sıklıkla bu görüşle paralel hareket ettiği gözlemlenmektedir. 

Çocuğun Görüşünün Alınması

12 yaş ve üzerindeki çocukların bir uzman ile görüşmesi neticesinde annesinin mi yoksa babasının mı yanında kalmak istediği rahatlıkla tespit edilebilmektedir. Burada uzmanlar çocuğun bir baskı, tehdit altında olup olmadığı konusu üzerinde durmaktadırlar. Zaman zaman taraflar çocuklarını anne ya da babalarına karşı dolduruşa getirebilmektedir. Çocuğa annesi yahut babası hakkında asılsız bilgiler vererek çocuğun iradesini sakatlayabilmektedir. Çocuğun verdiği kararda özgür olup olmadığının tespit edilmesi pedagogların görev tanımı içerisindedir. Uzmanların dosyaya sundukları rapor doğrultusunda çocuğun görüşlerine itibar edilebileceğine kanaat getirilmesi halinde sıklıkla çocuğun talebi ile uyumlu kararların mahkemelerce verildiği gözlemlenmektedir. 

Anlaşmalı Boşanan Çiftlerde Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Özellikle anlaşmalı boşanmada çocuğun velayeti belirlenirken anne ve babanın talepleri değerlendirmeye alınır. Taraflardan birinin çocuk bakımına gönüllü bir diğer tarafınsa gönülsüz olduğu durumlarda hakim bu hususu da değerlendirmeye alır. Sıklıkla uygulamada anne ve babaların anlaşmalı boşanırken çocuğun kimde kalacağına ilişkin bir karar verdiğini görmekteyiz. Ancak önemle belirtmek gerekir ki velayet kamu düzenindendir ve hakim tarafların belirlediği velayet düzenine uygun karar vermek zorunda değildir. Hakim belirlenen velayet şeklinde bir uygunsuzluk tespit ederse kendisi resen araştırma yaparak farklı bir hüküm kurabilme yetkisine sahiptir. Bir örnekle durumu açıklamak gerekirse boşanma davasında annenin çocukların velayetini istemediğini babanın ise velayet almaya istekli ancak koşullarının uygunsuz olduğunu varsayalım. Bu noktada hakim sırf anne istemiyor baba istiyor diye çocukları babaya bırakmaz. Eğer gerekirse hakim çocukları devlet koruması altına alma yetkisine dahi sahiptir. Çünkü velayete ilişkin kararlarda her zaman hakim olan “çocuğun üstün yararı” ilkesidir. 

Mahkeme Hangi Durumlarda Anneye Velayet Verilir?

Her bir boşanma kendine has özellikler barındırır. Her bir ailenin kendine özgü hikayesi vardır. Bu nedenle aile mahkemelerindeki hiçbir dava bir diğerine benzemez. Bu nedenle hangi durumlarda anneye velayet verilir sorusunun sayısız cevabı örneği bulunabilmektedir. Yine de sık görülen örnekleri şu şekilde sıralayabiliriz:
  • Çocuğun yaşının küçük olduğu, anne şefkatine ihtiyaç duyduğu dönemlerde velayet anneye verilir. 
  • Çocuğun hali hazırda anne yanında bulunduğu ve düzeninin bozulmaması gerektiği durumlarda velayet annede kalır. 
  • Uzman raporlarında annenin ebeveynlik tutumlarının ve fiziki imkan, koşullarının uygun bulunması halinde çocukların velayeti anneye verilebilir. 
  • Annenin yaşam tarzı ve tutumları ile bir çocuk yetiştirmeye uygun olduğunun uzmanlarca tespit edilmesi hallerinde velayet anneye bırakılır. 
Yargı kararları, örnek dosyalar ve çevremizden de gözlemleyebileceğimiz üzere çocukların velayetinde anne yanına bırakılma oranının daha yüksek olduğu söylenebilmektedir.
⚠️ Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, çocuğun görüşünün baskı altında alındığının ispatlanamamasıdır. Bu durum velayet kararını doğrudan etkileyebilir.

Hangi Durumlarda Babaya Velayet Verilir?

Sıklıkla çocukların anne yanında kalmaya daha çok istekli olduğu, küçük yaş aralıklarında anne bakımına muhtaç olduğu görülmekte. İstatistiksel olarak çocuğun velayetinin babaya verildiği durumların daha az olduğu bir gerçek. Buna rağmen pek çok spesifik durumda ve boşanmada çocuğun velayeti babaya da bırakılabilmektedir. Bu durumu örneklerle şu şekilde sıralayabiliriz:
  • Çocuğun idrak çağında olup baba yanında kalmaya istekli olması ve bu durumun çocuğun üstün yararı ile örtüşmesi durumlarında velayet babaya verilir. 
  • Annenin velayet görevini yerine getirmeyerek çocuğu baba yanına bıraktığı durumlarda mahkemeye başvurulması halinde velayet değiştirilerek babaya verilir. 
  • Annenin velayet talebinin olmaması, babanın bu hususta istekli olması ve uzmanlarca babanın velayet görevine uygun bulunması durumunda velayet babaya bırakılır. 
Yukarıda sıraladığımız örnekler sıklıkla karşılaşılan durumlar olmakla birlikte daha pek çok farklı durumda da velayetin babaya bırakılması mümkündür. Özellikle annenin yaşam tarzı ve alışkanlıkların çocuk gelişimi anlamında sakıncalı bulunduğu durumlarda babaların velayet görevini üstelenebildiği gözlemlenmektedir. Örneğin uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma alışkanlığı olan bir annenin çocuk yetiştirme konusunda yeterli olmayacağı, bu yaşam tarzının çocuğun üstün menfaatlerine aykırı olması hallerinde baba gerekli koşulları sağlıyorsa velayet hakkını kolaylıkla alabilmektedir. Velayet davalarında yanlış adımlar telafisi zor sonuçlara yol açabilir. Sürecin çocuğun üstün yararı gözetilerek yürütülmesi için Aile Hukuku alanında deneyimli bir İstanbul boşanma avukatından hukuki destek alınması önemlidir.

Boşanmada Ortak Velayet Kararı Verilebilir mi?

Özellikle son dönemde anne ve babaların ortak velayet kavramını sık sık duymaya başladığı gözlemlenmektedir. Ortak velayet kavramı genel olarak anne ve babanın çocuğun velayet görevini ortak olarak üstlendiği durum olarak nitelendirilebilir. Evlilik birliği içerisindeyken çiftler çocuklarının ortak velisi olur. Boşanmanın ardından velayetin sıklıkla tek bir kişiye verildiği gözlemlenmektedir. Boşanma ardından çocuğun velayetinin hem anne hem babaya “ortak” olarak verilmesi durumunda çocuğa ilişkin tüm işlemlerde anne ve babanın yine ortak hareket etme yükümlülüğü gündeme gelmektedir. Evlilik birliği sona ermiş olan anne ve babanın boşandıktan sonra çocuk ile ilgili her işlem için her an bir araya gelebilmesi ise pratikte pek mümkün olamamaktadır. Bu durum da uygulama pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Bu sıkıntılar çocuğun üstün yararı ilkesi ile çeliştiği için yargı kararları incelendiğinde ortak velayetin genellikle kaldırıldığı ve taraflardan yalnızca birine velayet görevinin yükletildiği görülmektedir.  Özetle velayet anne ve babanın çocuklarına ilişkin ödev ve yükümlülüklerini kapsamaktadır. Boşanma davalarında çocuğun velayeti hususu hakimin resen araştırması gereken konuların başında gelmektedir. Çocuğun velisi olan kişinin değişikliğini talep edebilmek için her zaman dava açmak mümkündür. Anne ya da baba çocuk bakımına ilişkin gerekli koşulları sağlamadığı müddetçe velayet görevi üstlenememektedir. Velayete ilişkin tüm dava ve hukuki süreçlerin yürütülmesinde alanında uzman bir avukattan destek almak sürecin gerek çocuk gerek kişi adına çok daha sağlıklı ilerlemesini mümkün kılmaktadır. 
Bu içerik, Avukat Kürşad Arı tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık niteliği taşımadığı gibi avukat–müvekkil ilişkisi de oluşturmaz. Her hukuki uyuşmazlık kendi içinde farklı dinamikler barındırdığından, içerikte aktarılan bilgiler somut olayın koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için konu hakkında mutlaka bir avukattan profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Av. Mustafa Kürşad Arı

Av. Mustafa Kürşad Arı

İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.

Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Av. Mustafa Kürşad Arı

Av. Mustafa Kürşad Arı

İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.

Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

+90 (549) 452 25 16

İletişime Geç

    Call Now Button