
Asliye Hukuk Mahkemesi Nedir, Nasıl Kurulur?
Asliye Hukuk Mahkemesi, özel hukuktan doğan ve uzmanlık mahkemelerinin görevine girmeyen uyuşmazlıkları karara bağlayan ilk derece mahkemesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde, her il merkezi ve iş yoğunluğunun gerekli kıldığı ilçelerde kurulur.
| Mahkemenin kurulması, Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) olumlu görüşüyle gerçekleşir. |
Asliye Hukuk Mahkemesinde Yetki
Hukuk yargılamasında “yetki”, bir davanın coğrafi olarak hangi yerdeki mahkemede açılacağını ifade eder. Asliye Hukuk Mahkemelerinde yetki kuralları HMK’nın 5. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Genel yetki kuralı uyarınca, dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Ancak hukuk sistemimiz, uyuşmazlığın niteliğine göre “kesin yetki” ve “özel yetki” kuralları da öngörmüştür.| Örneğin, taşınmazın aynına ilişkin (tapu iptali ve tescil gibi) davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir ve bu durum taraflarca değiştirilemez. |
Asliye Hukuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanı oldukça kapsamlıdır. HMK madde 2 uyarınca; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme burasıdır.
| Bu kapsamda en sık karşılaşılan dava türleri şunlardır: Maddi ve manevi tazminat davaları, tapu iptal ve tescil davaları, elatmanın önlenmesi (müdahalenin men-i), kamulaştırma davaları, isim ve soyadı değişikliği davaları, dernek ve vakıf davaları ile vasiyetnamenin iptali gibi miras hukukundan doğan bazı uyuşmazlıklar. |
Asliye Hukuk Mahkemesinde Dava Nasıl Açılır?
Asliye Hukuk Mahkemesinde bir davanın açılabilmesi için öncelikle usulüne uygun bir “dava dilekçesi” hazırlanmalıdır. HMK madde 119’da belirtilen; tarafların kimlik bilgileri, davanın konusu, vakıaların özeti, deliller ve hukuki sebepler gibi zorunlu unsurları içeren bu dilekçe, Adliye bünyesindeki Tevzi Bürosu’na teslim edilir. Dava açma süreci, harçların ve gider avansının vezneye yatırılmasıyla resmen başlar. Bu masraflar, tebligatların yapılması, bilirkişi incelemeleri ve keşif masrafları gibi yargılama giderlerini kapsar. Dilekçenin verilmesi ve harcın yatırılmasıyla birlikte mahkeme bir “esas numarası” alır ve dava dosyası oluşturulur. Elektronik ortamda ise UYAP vatandaş portal veya avukatlar için UYAP Avukat Portal üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılması mümkündür.Asliye Hukuk Mahkemelerinde Dava Süreci
Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama süreci dört ana aşamadan oluşur: Dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama. Dilekçeler aşamasında taraflar dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini sunarak iddia ve savunmalarını ortaya koyarlar. Ardından yapılan ön inceleme duruşmasında, mahkeme dava şartlarını inceler, uyuşmazlık noktalarını saptar ve tarafları sulhe teşvik eder.
En uzun süren aşama olan tahkikat aşamasında ise tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları alınır ve gerekli belgeler toplanarak maddi gerçeklik araştırılır. Tüm deliller toplandıktan sonra taraflara son beyanları için söz verilir ve hakim kararını (hükmü) açıklar. Kararın tebliğinden itibaren yasal süreler içinde istinaf yoluna başvurulması halinde dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevsizlik Kararı
Görev, mahkemenin bakmak zorunda olduğu davanın niteliğiyle ilgilidir ve kamu düzenindendir. Asliye Hukuk Mahkemesi, kendisine gelen bir davanın aslında başka bir mahkemenin (örneğin Tüketici Mahkemesi’nin) görev alanına girdiğini tespit ederse, davanın her aşamasında kendiliğinden “görevsizlik kararı” verebilir. Bu karar verildiğinde yargılama sona ermez, ancak dava yanlış yerde açılmış sayılır.| Görevsizlik kararı kesinleştiğinde, taraflardan birinin iki hafta içinde davanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi şarttır. Eğer bu süre içinde talepte bulunulmazsa, mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir. |
Asliye Hukuk Mahkemesi Kararlarına Karşı Kanun Yolları
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen nihai kararlar her zaman kesin nitelik taşımaz. Taraflar, verilen kararın hatalı olduğunu veya hukuka aykırı unsurlar barındırdığını düşünüyorlarsa, üst mahkemeler nezdinde bu kararların yeniden incelenmesini talep edebilirler. Kanun yolları, yargısal denetim mekanizması olarak adaletin doğru tecellisi için hayati birer güvencedir.
| 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, davanın türüne ve dava konusunun değerine bağlı olarak istinaf ve temyiz yolları öngörülmüştür. |
İstinaf
İstinaf, ilk derece mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararlarına karşı başvurulan ilk üst kanun yoludur. Bu inceleme, Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) tarafından yapılır. İstinaf yoluna başvurma süresi, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır. İstinaf aşamasında mahkeme, dosyayı hem maddi vakıalar (delillerin değerlendirilmesi vb.) hem de hukukun uygulanması yönünden denetler. Dava konusunun kanunda belirtilen parasal sınırın altında kalması durumunda Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı kesindir ve istinafa gidilemez. Eğer sınırın üzerindeyse, taraflar “istinaf dilekçesi” ile başvuruda bulunurlar. İstinaf mahkemesi başvuruyu haklı bulursa kararı kaldırıp davanın esası hakkında yeniden karar verebilir veya eksikliklerin giderilmesi için dosyayı yerel mahkemeye geri gönderebilir.Temyiz
Temyiz, Bölge Adliye Mahkemesi’nin istinaf incelemesi sonucunda verdiği kararlara karşı başvurulan son ve en üst kanun yoludur. Temyiz incelemesi Ankara’da bulunan Yargıtay tarafından gerçekleştirilir. Temyiz süresi de kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. İstinaftan farklı olarak temyiz aşamasında “maddi vakıa” incelemesi yapılmaz; Yargıtay sadece hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını denetler (hukukilik denetimi). Yani Yargıtay yeni delil toplamaz veya tanık dinlemez. Kanunda her yıl güncellenen parasal sınırların üzerindeki davalar temyiz edilebilir. Yargıtay, yaptığı inceleme neticesinde BAM kararını “onayabilir” veya hukuka aykırılık tespit ederse “bozabilir”. Kararın onanması ile birlikte hüküm kesinleşir ve artık olağan kanun yolları tükenmiş olur.| Özetle özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde genel yetkili merci olan Asliye Hukuk Mahkemeleri, sivil yaşamın hukuki düzenini korumada merkezî bir konuma sahiptir. Malvarlığı ve şahıs varlığı haklarından doğan ihtilafların büyük bir çoğunluğu bu mahkemelerin uzmanlık ve karar yetkisi dahilindedir. Dilekçe aşamasından hüküm aşamasına kadar titiz bir usul takibi gerektiren süreç, doğru yetki ve görev tespitiyle başlamalıdır. |
Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde yürütülen davalarda usul hatalarının telafisi çoğu zaman mümkün olmadığından, özellikle karmaşık ve yüksek risk içeren uyuşmazlıklarda sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek almak büyük önem taşır; bu noktada İstanbul Ağır Ceza Avukatı arayışı, hak kaybı yaşanmaması adına kritik bir tercih haline gelmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmak için avukat tutmak zorunda mıyım?
Türk hukukunda, istisnai durumlar dışında, davanızı kendiniz açabilir ve takip edebilirsiniz. Ancak Asliye Hukuk Mahkemeleri, karmaşık usul kurallarının uygulandığı ve hak düşürücü sürelerin yoğun olduğu bir yerdir. Dilekçedeki bir hata veya süresinde sunulmayan bir delil davanın reddine yol açabileceğinden, bir avukatla çalışmak haklarınızı güvence altına alır.Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ne zaman kesinleşir?
Mahkeme kararı, yasal istinaf süresi içinde (2 hafta) başvuru yapılmaması durumunda kesinleşir. Eğer istinaf yoluna başvurulmuşsa, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı sonrası (temyiz yolu kapalıysa) veya Yargıtay’ın onama kararı sonrasında kesinleşme gerçekleşir.Asliye Hukuk Mahkemesi hangi davalara bakmaz?
Asliye Hukuk Mahkemesi; boşanma, nafaka, velayet (Aile Mahkemesi), işçi-işveren uyuşmazlıkları (İş Mahkemesi), ticari davalar (Asliye Ticaret Mahkemesi) ve tüketici uyuşmazlıkları (Tüketici Mahkemesi) gibi özel görevli uzmanlık mahkemelerinin alanına giren davalara bakmaz.Bu içerik, Avukat Kürşad Arı tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık niteliği taşımadığı gibi avukat–müvekkil ilişkisi de oluşturmaz. Her hukuki uyuşmazlık kendi içinde farklı dinamikler barındırdığından, içerikte aktarılan bilgiler somut olayın koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için konu hakkında mutlaka bir avukattan profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Av. Mustafa Kürşad Arı
İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.
Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
Av. Mustafa Kürşad Arı
İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.
Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.