Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu ve Cezası

Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu ve Cezası

Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçu, özellikle son yıllarda sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden sıkça karşılaşılan nitelikli dolandırıcılık türlerinden biridir. Bu suç, kişilerin dini ve manevi hassasiyetlerinin aldatma aracı olarak kullanılması suretiyle haksız menfaat elde edilmesi halinde oluşur. Bu yazıda; dini inançların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçu nedir, hangi fiiller bu kapsamda değerlendirilir, cezası nedir, hangi mahkeme görevlidir ve mağdur veya şüpheli bu durumda ne yapmalıdır soruları güncel mevzuat ve uygulama örnekleri ışığında ele alınmaktadır.

Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunumuzun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Suçun işleniş biçimi itibariyle nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle basit dolandırıcılık suçuna nazaran daha ağır cezai yaptırımları olan bir fiildir. Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle gerçekleşmesi halinde 3 yıl ile 10 yıl arasında hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçu son yıllarda nitelikli dolandırıcılık suçlarının en çok gerçekleşen seçimlik hareketleri arasında yer almaktadır. 

Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Nasıl Oluşur?

Diğer dolandırıcılık suçlarında olduğu gibi dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçu da failin mağduru aldatması şeklinde gerçekleşir. Diğer durumlardan farklı olarak fail mağdurun dini inançlarını, kutsal değerlerini veya manevi duygularını istismar etmektedir. Kişinin inanmış olduğu inanç ayrıca kutsal değerleri arasında yer alması nedeniyle diğer durumlara nazaran çok daha hassas duygular arasında yer alır.  Uygulamada farklı görünüş biçimleri vardır. Yerel mahkemeler ile yüksek yargı organlarının kararlarına konu olmuş olan; 
  • Büyü bozma
  • Cin çıkarma
  • Muska yapma
  • Din görevlisi sıfatı takınarak haksız menfaat elde etmek
  • Cami, dernek veya vakıf adına yetkisiz yardım toplamak
  • Menfaat karşılığı rüya yorumlamak
Gibi davranışlar TCK 158/1-a maddesi kapsamında değerlendirilebilecek fiillerdir. Bu fiillerden de anlaşılacağı üzere manevi duyguların veya dinin araç kılınarak gerçekleşen birçok haksız menfaat TCK 158/1-a maddesine konu olabilecektir. 

Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Unsurları

Nitelikli dolandırıcılık suçu unsurları ile benzer yönleri olsa da dini inanç ve duyguların istismar edilmesi halinde kısmen farklı yönleri bulunmaktadır. 

Korunan Hukuki Değer

  • Kişilerin mal varlıkları
  • İrada özgürlüğü
  • Dini inanç ve manevi değerler

Suçun Faili

  • Fail açısından özgü suç değildir
  • Suçun faili herkes olabilir
  • Failin din görevlisi olması zorunlu değildir

Suçun Mağduru

  • Suçun mağduru herkes olabilir
  • Daha çok dini hassasiyeti olan kişilerin suçun mağduru olduğu görülmüştür. 

Fiil (Maddi Unsur)

  • Hileli davranış
  • Hileli davranış aldatıcı boyutta olmalıdır
  • Mağdurun iradesini sakatlayacak boyutta olmalıdır

Netice

  • Mağdurun malvarlığında azalma meydana gelmelidir
  • Failin kendisi veya üçüncü bir kişi haksız menfaat elde etmiş olmalıdır

Kast (Manevi Unsur)

  • Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçu kasten işlenebilen bir suçtur
  • Suçun taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. 
TCK 158/1-a maddesi gerekçesi incelendiğinde nitelikli dolandırıcılık suçu unsurları daha anlaşılabilir olacaktır. 

TCK 158/1-a Madde Gerekçesi

Birinci fıkranın -a- bendinde, dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi için, dinî inanç ve duygular, aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalıdır. Suçun oluşabilmesi için, dinî inanç ve duyguların kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.

Dijital Ortamlarda Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu

Bütün dolandırıcılık suçlarının en sık işlendiği ortamlar dijital ortamlardır. Failin kimliğini gizleyebilme ihtimali çok daha yüksektir. Ayrıca özellikle sosyal medya platformlarının kullanılması ile ulaşılabilecek kişi sayısı da artar. Bu tür ortamlarda mağdurun manipüle edilmesi diğer durumlara nazaran çok daha kolaydır. Bu gün herhangi bir sosyal medya platformunda kısa bir gezinti yapmamız halinde online büyü bozma, uzaktan cin çıkarma veya şifa amacı ile mutsa yazılması gibi farklı birçok paylaşım ve ilana rastlamamız mümkündür. Bu nedenle bu tür paylaşım ve ilanlara itibar etmemiz gerekir. 

Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Cezası

Failin eyleminin TCK 158/1-a maddesinde tanımı yapılan şekle uyması halinde üç yıl ile on yıl arasında hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası düzenlenmiştir.  Ayrıca suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi failler hakkında hüküm olacak cezanın yarı oranında, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi ise bir kat oranında ceza artırımına imkan tanımaktadır. 

Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Hangi Mahkemede Yargılanır?

Geçmiş olduğumuz günler içerisinde 11. Yargı paketinin yasallaşması ile birlikte daha önce nitelikli dolandırıcılık suçu için yargılama görevi Ağır Ceza Mahkemelerine ait iken ceza üst sınırları ve dikkate alınarak nitelikli dolandırıcılık suçu içinde yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemesine verilmiştir. Bu nedenle TCK 158/1-a maddesi içinde artık yargılamalar Asliye Ceza Mahkemesinde yapılacaktır. 

Dolandırıcılık Suçunun Mağduru Ne Yapmalıdır?

Nitelikli veya basit dolandırıcılık suçu fark etmeksizin herhangi bir şekilde suça dolandırıcılık suçuna maruz kalan kişiler geciktirmeksizin şikayet hakkını kullanmalıdırlar. Böylelikle deliler yok edilmeden failin tespit edilmesi daha kolay hale gelebilmektedir. 

⚠️ Uygulamada en sık yapılan hata, mağdurların “manevi bir hizmet aldım” düşüncesiyle şikâyet hakkını kullanmaktan çekinmesidir. Oysa dini inanç ve duyguların aldatma aracı olarak kullanılması halinde, fail hakkında ceza soruşturması yürütülmesi mümkündür.

Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

T.C. … CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA ŞİKAYETÇİ Adı Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … ŞÜPHELİ : Adı Soyadı : Şüphelinin kimlik bilgileri biliniyorsa yazılmalıdır.  Adres : Bilinen adresleri yazılmalıdır.  SUÇ : Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık SUÇ TARİHİ : … SUÇ YERİ : İstanbul / Avcılar AÇIKLAMALAR : Suçun işleniş biçim failin hareketleri ve elde edilen menfaatler etraflı bir şekilde açıklanmalıdır.  DELİLLER : Banka dekontları, whatsapp ve SMS kayıtları, sosyal medya yazışmaları HUKUKİ DAYANAKLAR : TCK 158/1-a TCK 158 ve CMK ile ilgili mevzuat hükümleri SONUÇ VE TALEP : Yukarıda detaylarını belirtmiş olduğum nedenlerden dolayı, 
  1. Şüphelinin sosyal medya hesabı, telefon numarası banka İBAN numarası aracılığı ile açık kimliğinin tespit edilerek TCK 158/1-a maddesi (Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu) gereğince hakkında soruşturma yapılması,
  2. Yeterli delillerin toplanması sonrasında şüpheli hakkında kamu davası açılması,
Arz ve talep olunur. (Müşteki İmza ve Tarih) Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçuna ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması için bir ceza avukatı ile sürecin değerlendirilmesi büyük önem taşır.

SIK SORULAN SORULAR

TCK 158 Mağdurları

Türk Ceza Kanunumuzun 158. Maddesinde sadece dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık suçu düzenlenmemiştir. Ayrıca farklı şekillerde suçun işlenebildiği seçimlik hareketler için ayrı ayrı cezai yaptırımlar düzenlenmiştir. TCK 158 mağdurları “nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası” başlıklı yazımızdan gerekli bilgileri edinmeleri mümkündür. 

Nitelikli Dolandırıcılık Nedir?

Failin hileli davranışlarla bir başkasını aldatarak haksız menfaat sağlaması ve bu fiilin TCK 158 maddesinde sayılan özel yöntemlerle işlenmesi nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Dinin veya duyguların istismar edilmesi, bilişim sistemlerinin kullanılması, banka veya kredi kuruluşları aracılığı ile dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık gibi seçimlik hareketler nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. 

Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Zamanaşımı Süresi

Ceza alt ve üst sınırları itibariyle TCK 158/-1-a maddesi için 15 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Bu sürelere zamanaşımı süresini kesen veya durduran hukuku işlemler dahil değildir. 

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Uzlaşma Kapsamında Mıdır?

Hayır TCK 158 maddesinde düzenlenmiş diğer durumlarda olduğu gibi dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçu (TCK 158/1-a) uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaz. Soruşturma aşamasında veya yargılama aşamasında uzlaşma hükümleri uygulanmaksızın şüpheli / sanık hakkında gerekli yasal işlemler yapılır. 
Bu içerik, Avukat Kürşad Arı tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık niteliği taşımadığı gibi avukat–müvekkil ilişkisi de oluşturmaz. Her hukuki uyuşmazlık kendi içinde farklı dinamikler barındırdığından, içerikte aktarılan bilgiler somut olayın koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için konu hakkında mutlaka bir avukattan profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Av. Mustafa Kürşad Arı

Av. Mustafa Kürşad Arı

İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.

Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Av. Mustafa Kürşad Arı

Av. Mustafa Kürşad Arı

İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.

Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

+90 (549) 452 25 16

İletişime Geç

    Call Now Button