Kira Bedelinin Tespiti Davası: Şartları, Süresi ve İhtar Şartı

Kira Bedelinin Tespiti Davası: Şartları, Süresi ve İhtar Şartı
Kiracınız yıllardır aynı evde oturuyor; ancak ödediği kira, bugünün piyasa değerinin çok altında kaldı. Ya da tam tersine, ev sahibiniz fahiş bir artış talep ediyor ve kabul etmezseniz tahliye ile tehdit ediyor. Her iki durumda da aklınızdaki soru aynı: “Kira bedelini mahkeme belirleyebilir mi, bu davayı ne zaman açmalıyım?” İşte bu noktada devreye kira bedelinin tespiti davası girer. Ancak burada çoğu kişinin geç fark ettiği kritik bir gerçek vardır: bu davada asıl belirleyici olan, haklı olup olmamanız değil, davayı doğru zamanda açmanızdır. Otuz günlük kritik süreyi kaçırırsanız, mahkeme lehinize karar verse bile bu karar bir yıl sonraki döneme kadar uygulanmaz ve bir kira yılınız tamamen kaybolur. Üstelik 2023’ten beri dava öncesi arabuluculuk zorunlu hale gelmiş, süreler daha da hassaslaşmıştır. Bu içerik, kira tespit davasının şartlarını, ne zaman ve nasıl açılacağını, ihtar şartını, harç ve süreleri güncel mevzuat ile Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklamaktadır.

Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir?

Halk arasında kira tespit davası ya da kira güncelleme davası olarak da bilinen bu dava, tarafların yeni kira dönemi için ödenecek bedelde anlaşamamaları halinde, kira bedelinin hâkim tarafından belirlenmesini sağlayan bir tespit davasıdır. Hukuki dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 343, 344 ve 345. maddeleridir. Bu maddeler, kira artışının hangi sınırlar içinde yapılacağını, hangi hallerde mahkemeye başvurulabileceğini ve verilecek kararın hangi dönemden itibaren geçerli olacağını düzenler. Önemli bir nokta: bu davayı yalnızca kiraya veren (ev sahibi) değil, kiracı da açabilir. Piyasa koşullarının değişmesi ya da kirasının emsallerin çok üzerinde kalması halinde kiracının da bedelin tespitinde hukuki yararı bulunur. Yani dava tek yönlü bir “kira artırma” aracı değil, iki tarafa da açık bir denge mekanizmasıdır.

Kira Tespit Davasının Şartları

Kira tespit davası şartları üç ana başlıkta toplanır. Bu şartlar somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilir.

1. Geçerli ve Devam Eden Bir Kira İlişkisi

Dava tarihinde taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi bulunmalı ve kira ilişkisi fiilen devam ediyor olmalıdır. Ayrıca TBK’nın kira artışına ilişkin bu hükümleri, esas olarak konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından uygulanır.

2. Hukuki Yarar

Davacının, kira bedelinin yeniden belirlenmesinde korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmalıdır. Mahkeme bu şartı re’sen inceler; hukuki yarar yoksa dava usulden reddedilir. Örneğin mevcut kira, emsallere ve piyasa değerine zaten uygunsa, tespit talebinde hukuki yarar bulunmayabilir.

3. Kanuni Sebeplerden Birinin Varlığı

Bu, davanın kaderini belirleyen şarttır. İki ayrı ihtimal söz konusudur:
  • Sözleşmede artış hükmü bulunmaması (TBK m.344/2): Kira sözleşmesinde yenilenen dönemler için bir artış oranı kararlaştırılmamışsa, beş yıl dolmasa dahi kira tespit davası açılabilir. Ancak bu halde hâkim, bedeli piyasa rayicine göre serbestçe belirleyemez; artış, bir önceki kira yılının TÜFE on iki aylık ortalamalarına göre değişim oranıyla sınırlıdır.
  • Beş yılın dolması (TBK m.344/3): Kira ilişkisi beş yılı doldurmuşsa, sözleşmede artış hükmü olsun ya da olmasın, hâkim kira bedelini piyasa koşullarına göre yeniden belirleyebilir.

Beş Yıl Kuralı: Davanın En Güçlü Dayanağı

Uygulamadaki en önemli eşik, kira tespit davası 5 yıl kuralıdır. TBK m.344/3 uyarınca, beş yıldan uzun süreli ya da beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak bedel hâkim tarafından şu ölçütlere göre belirlenir:
  • TÜFE on iki aylık ortalamalarındaki değişim oranı
  • Kiralananın durumu (konumu, yaşı, büyüklüğü, bakım düzeyi)
  • Emsal kira bedelleri
  • Hakkaniyet ilkesi
Buradaki kritik fark şudur: beş yıl dolduğunda mahkeme, artık TÜFE sınırıyla bağlı değildir; bedeli piyasa rayicine göre, hakkaniyeti gözeterek serbestçe belirleyebilir. Bu nedenle uzun süreli kira ilişkilerinde bedelin piyasanın çok altında kalması halinde, en etkili yol beş yılın dolmasını takiben açılacak tespit davasıdır.

Beş Yıl Nasıl Hesaplanır?

Beş yıllık süre, tarafların ilk kira sözleşmesini kurdukları tarihten itibaren hesaplanır ve yenileme dönemleri de bu süreye dahildir. Yani her yıl kendiliğinden uzayan bir sözleşmede, ilk sözleşme tarihinden itibaren beş yıl geçtiğinde bu hak doğar. Ancak aynı taraflar arasında bağımsız ve yeni bir sözleşme yapılırsa, sürenin yeniden işlemeye başlayabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Ayrıca beş yıl dolduktan sonra dava açmak için bir son tarih yoktur; hak, beş yılın dolmasıyla doğar ve sonraki yıllarda da kullanılabilir. Bu hak, izleyen her beş yıllık dönemin sonunda yeniden gündeme gelir.

Sözleşmede Artış Oranı Belirtilmişse Dava Açılabilir mi?

Bu, sıkça sorulan bir sorudur. Cevap, sürenin dolup dolmadığına bağlıdır:
  • Beş yıl dolmamışsa: Sözleşmedeki artış oranı taraflar için bağlayıcıdır (kanuni üst sınırı aşmamak kaydıyla) ve kural olarak bu orana uyulması gerekir.
  • Beş yıl dolmuşsa: TBK m.344/3’ün açık ifadesiyle, “taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın” hâkim kira bedelini yeniden belirler. Yani sözleşmede artış maddesi bulunması, beş yıl sonrasında dava açılmasına engel değildir.

Kira Tespit Davası Ne Zaman Açılır? 30 Günlük Kritik Süre

Bu, davanın en hayati teknik noktasıdır ve en çok hak kaybı da burada yaşanır. Kira tespit davası açma süresi konusunda TBK m.345 iki ayrı kuralı bir arada getirir: Kural 1 — Dava her zaman açılabilir: Kira bedelinin tespiti davası, kira döneminin herhangi bir anında açılabilir; belirli bir hak düşürücü süreye bağlı değildir. Kural 2 — Ancak kararın hangi dönemde uygulanacağı süreye bağlıdır: Mahkemenin belirleyeceği yeni kira bedelinin yeni kira döneminin başından itibaren geçerli olabilmesi için, şu iki koşuldan birinin gerçekleşmiş olması gerekir:
  • Davanın, yeni kira dönemi başlamadan en az otuz gün önce açılmış olması, veya
  • Aynı otuz günlük süre içinde kiraya verenin, kira bedelini artıracağına ilişkin kiracıya yazılı bildirim (ihtar) göndermiş olması. Bu halde dava, yeni kira dönemi sonuna kadar açılabilir ve karar yine dönem başından geçerli olur.
Bu koşullardan hiçbiri gerçekleşmezse sonuç ağırdır: mahkeme lehinize karar verse dahi, belirlenen bedel ancak bir sonraki kira dönemi için hüküm doğurur. Yani bir kira yılı boyunca eski (düşük) bedelle devam edilir ve bu fark geri alınamaz.

İhtar Şartı: Zorunlu mu, Değil mi?

Kira tespit davası ihtar şartı, uygulamada en çok yanlış anlaşılan konudur. Netleştirelim: İhtarname, davanın açılabilmesi için zorunlu bir ön koşul değildir. İhtar göndermeden de kira tespit davası açılabilir. İhtarnamenin işlevi, dava hakkını değil, kararın hangi dönemden itibaren uygulanacağını etkilemektir. Pratik olarak şöyle özetlenebilir:
  • Yeni dönemden en az 30 gün önce dava açtıysanız: Ayrıca ihtarname göndermenize gerek yoktur; karar dönem başından geçerli olur.
  • Bu süre içinde dava açamayacaksanız: Aynı 30 günlük süre içinde yazılı ihtar gönderirseniz, davayı sonraki aylarda (yeni dönem sonuna kadar) açsanız bile karar yine dönem başından geçerli olur.
  • Ne dava ne ihtar: Karar bir sonraki döneme sarkar.
İhtarnamenin noter aracılığıyla gönderilmesi ve tebliğ şerhinin saklanması, ispat açısından güçlü biçimde önerilir. İhtarnamede kira bedelinin artırılacağı iradesinin açıkça ortaya konulması gerekir.

Kira Tespit Davası Nasıl Açılır? Adım Adım Süreç

1. Zorunlu Arabuluculuk (Dava Şartı)

Bu, 2023 sonrası en kritik usul değişikliğidir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava, esasına bakılmaksızın usulden reddedilir. Başvuru, adliyelerdeki arabuluculuk bürolarına ya da UYAP üzerinden yapılır. Süreç, arabulucunun görevlendirilmesinden itibaren üç hafta içinde (zorunlu hallerde bir hafta uzatmayla) tamamlanır. Anlaşma sağlanırsa düzenlenen belge ilam niteliğindedir; anlaşma sağlanamazsa alınan son tutanak, dava dilekçesine eklenmek üzere zorunludur.

2. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kira bedelinin miktarına bakılmaksızın görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olup, davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Kira bedelinin miktarına bakılmaksızın görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olmasının nedeni, bu mahkemelerin kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için özel olarak görevlendirilmiş olmasıdır. Sulh Hukuk Mahkemesinin baktığı diğer dava türlerini ve basit yargılama usulünün nasıl işlediğini sulh hukuk mahkemesi nedir yazımızda bulabilirsiniz.

3. Dava Dilekçesi ve Deliller

Dilekçede taraf bilgileri, kira ilişkisinin başlangıcı, mevcut kira bedeli, talep edilen bedel ve hangi kira dönemi için tespit istendiği açıkça belirtilmelidir. Sunulması gereken temel belgeler:
  • Yazılı kira sözleşmesi ve varsa yenileme belgeleri
  • Tapu kayıt örneği (davacı malikse)
  • Kira ödemelerine ilişkin banka dekontları
  • Varsa süresinde gönderilmiş ihtarname ve tebliğ şerhi
  • Emsal kira sözleşmeleri ve emsal araştırmasına esas belgeler

4. Bilirkişi İncelemesi ve Keşif

Bu davaların belirleyici delili bilirkişi incelemesidir. Mahkeme, taşınmazda keşif yaparak ve emsal araştırması yaptırarak rayiç kira bedelini tespit ettirir. Uygulamada hâkim, tespit edilen rayiç bedel üzerinden hakkaniyet gereği belirli bir indirim de uygulayabilir; çünkü mevcut kiracının süregelen ilişkisi göz önünde bulundurulur. Burada pratik bir tavsiye önemlidir: yalnızca bilirkişinin bulacağı emsallere güvenmek yerine, dilekçe ekinde noter onaylı ya da banka dekontuyla desteklenmiş güçlü emsal kira sözleşmeleri sunmak, sonucu doğrudan etkiler.

Kira Tespit Davası Ne Kadar Sürer?

Kira tespit davası ne kadar sürer sorusunun net bir cevabı yoktur; süre, mahkemenin iş yoğunluğuna, keşif ve bilirkişi raporunun tamamlanma hızına, tarafların itirazlarına ve kanun yollarına başvurulup başvurulmadığına göre değişir. Sürecin ana kalemleri şöyledir: arabuluculuk aşaması genellikle birkaç hafta; dava aşamasında keşif ve bilirkişi raporu birkaç ayı bulabilir; rapora itiraz halinde ek rapor ya da yeni bilirkişi heyeti süreci uzatır. Bu nedenle davaların çoğu, ilk derece mahkemesinde birkaç ay ile bir yılı aşan bir zaman diliminde sonuçlanır; istinaf aşaması bu süreye eklenir. İlk derece mahkemesindeki süreye istinaf aşaması da eklenir. Bölge Adliye Mahkemelerinde dosyaların ortalama ne kadar sürede sonuçlandığını, bu süreyi etkileyen faktörleri ve kararın kesinleşme sürecini istinaf mahkemesi ne kadar sürer yazımızda ayrıntılı olarak açıkladık. Ancak sürenin uzaması hak kaybı doğurmaz; çünkü karar, aşağıda açıklandığı üzere geriye etkili sonuç doğurur.

Kira Tespit Davası Sonuçları: Geriye Etkili Fark

Kira tespit davası sonuçları bakımından en önemli özellik şudur: mahkemenin belirlediği yeni kira bedeli, kararın verildiği tarihten değil, tespit edilen kira döneminin başından itibaren geçerli olur. Bunun pratik anlamı büyüktür: dava bir yıl sürse ve bu süre boyunca kiracı eski (düşük) bedeli ödemeye devam etse dahi, karar kesinleştiğinde aradan geçen dönemin kira farkı talep edilebilir. Yani dava süresince oluşan fark birikir ve geriye dönük olarak istenir. Diğer önemli sonuçlar:
  • İcra edilebilirlik: Kira tespit kararları tespit niteliğinde olduğundan, kural olarak kesinleşmedikçe icra takibine konu edilemez. Bu nedenle farkın tahsili için kararın kesinleşmesi beklenir.
Karar kesinleştikten sonra biriken kira farkının tahsili için icra takibi başlatılması gerekir. Takibin kesinleşmesine rağmen ödeme yapılmaması halinde başvurulacak haciz sürecinin nasıl işlediğini ve alacaklının hangi sürelere dikkat etmesi gerektiğini haciz nedir yazımızda bulabilirsiniz.
  • Tahliye ile ilişkisi: Kira tespit davası açmak başlı başına bir tahliye sebebi değildir. Ancak yargılama sürerken kiracının mevcut kirayı ödememesi, temerrüt ya da iki haklı ihtar yoluyla ayrı bir tahliye sebebi doğurabilir. Bu nedenle kiracının, dava sürerken mevcut kirayı düzenli ödemeye devam etmesi kritiktir.
Kira tespit davası açmak başlı başına bir tahliye sebebi olmasa da, yargılama sürerken kiracının kirayı ödememesi temerrüt ya da iki haklı ihtar yoluyla ayrı bir tahliye sebebi doğurabilir. Hangi hallerde tahliye davası açılabileceğini, ihtar şartlarını ve süreleri ayrıntılı olarak ele aldığımız tahliye davası nedir yazımızı inceleyebilirsiniz.

Harç, Masraflar ve Vekâlet Ücreti

Kira tespit davası harç hesaplama konusunda temel kural, harcın nispi (dava değeri üzerinden oransal) olarak hesaplanmasıdır. Harca esas değer, mevcut kira bedeli ile talep edilen kira bedeli arasındaki fark üzerinden belirlenir; uygulamada bu farkın yıllık tutarının esas alındığı yaygın olarak görülmektedir. Harç oranları ve maktu kalemler her yıl güncellendiğinden, dava açılmadan önce güncel tarifeye göre hesaplama yapılması gerekir. Diğer masraf kalemleri:
  • Gider avansı: Tebligat, keşif ve bilirkişi işlemleri için dava başında yatırılır; HMK m.120 uyarınca dava şartı niteliğindedir.
  • Bilirkişi ve keşif ücreti: Yargılama sırasında ayrıca yatırılır.
  • Karşı vekâlet ücreti: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kira tespit davalarında vekâlet ücreti, tespit olunan kira bedeli farkının yıllık tutarı üzerinden nispi olarak hesaplanır ve tarifedeki maktu alt sınırın altına inemez. Dava sonunda haksız çıkan taraf, yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücretini ödemekle yükümlü tutulur.
Bu nedenle dava açmadan önce, beklenen kira farkı ile yargılama maliyetinin karşılaştırılması ve arabuluculuk aşamasında uzlaşma imkânının ciddi biçimde değerlendirilmesi ekonomik açıdan önemlidir.

Gerçek Hayat Senaryoları

Senaryo 1: Otuz Günlük Süreyi Kaçıran Ev Sahibi

Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: sekiz yıldır aynı kiracıya kiralanan bir dairenin bedeli, piyasa değerinin çok altında kalmıştır. Malik, yeni kira dönemi başladıktan iki ay sonra kira tespit davası açar; öncesinde ihtarname de göndermemiştir. Mahkeme, emsal araştırması sonucunda kira bedelini piyasa rayicine yakın biçimde belirler. Ancak TBK m.345 uyarınca, ne dava 30 gün önce açıldığı ne de süresinde ihtar gönderildiği için, karar bir sonraki kira dönemi için hüküm doğurur. Malik, haklı çıkmasına rağmen bir kira yılı boyunca düşük bedelle devam etmek zorunda kalır. Oysa yeni dönemden 30 gün önce basit bir ihtarname gönderilseydi, bu kayıp yaşanmazdı. Bu senaryo, zamanlamanın haklılıktan daha belirleyici olabildiğini gösterir.

Senaryo 2: Emsal Delillerin Sonucu Değiştirmesi

Bir diğer durum: beş yılı dolduran bir kira ilişkisinde malik, süresinde ihtar göndererek ve arabuluculuk aşamasını tamamlayarak davasını açar. Dilekçe ekinde, aynı binadaki ve çevredeki taşınmazlara ait noter onaylı kira sözleşmeleri ile banka dekontlarını emsal olarak sunar. Bilirkişi incelemesinde bu somut emsaller dikkate alınır ve tespit edilen bedel, yalnızca genel piyasa tahminine dayanan bir rapora göre çok daha isabetli çıkar. Karar kesinleştiğinde, dava süresince oluşan kira farkı geriye dönük olarak talep edilir. Bu senaryo, güçlü emsal delil sunmanın tespit edilen bedele doğrudan etkisini ortaya koyar.

Sık Sorulan Sorular

Kira tespit davası ne zaman açılır?

Dava her zaman açılabilir; hak düşürücü bir süre yoktur. Ancak mahkemenin belirleyeceği bedelin yeni kira döneminin başından itibaren geçerli olması için, davanın yeni dönem başlamadan en az 30 gün önce açılması ya da aynı süre içinde kiracıya yazılı ihtar gönderilmesi gerekir. Aksi halde karar, ancak bir sonraki kira dönemi için hüküm doğurur.

Kira tespit davası açmak için 5 yıl şartı zorunlu mu?

Hayır, her durumda değil. Sözleşmede yenilenen dönemler için artış oranı kararlaştırılmamışsa, beş yıl dolmasa da dava açılabilir; ancak bu halde artış, TÜFE on iki aylık ortalamalarındaki değişim oranıyla sınırlıdır. Beş yıl dolduğunda ise hâkim, sözleşmede artış hükmü olsun ya da olmasın, emsal kiralar ve hakkaniyeti gözeterek bedeli piyasa rayicine göre serbestçe belirleyebilir.

İhtarname göndermeden kira tespit davası açabilir miyim?

Evet. İhtarname, davanın açılabilmesi için zorunlu bir koşul değildir. İhtarnamenin işlevi, kararın hangi kira döneminden itibaren uygulanacağını etkilemektir. Yeni dönemden en az 30 gün önce dava açtıysanız ihtara gerek yoktur; bu süre içinde dava açamayacaksanız, aynı süre içinde göndereceğiniz yazılı ihtar, kararın dönem başından geçerli olmasını sağlar.

Sözleşmede artış oranı yazıyorsa dava açılabilir mi?

Beş yıl dolmamışsa, sözleşmedeki artış oranı kural olarak bağlayıcıdır. Ancak kira ilişkisi beş yılı doldurmuşsa, TBK m.344/3’ün “taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın” ifadesi uyarınca, sözleşmede artış maddesi bulunması dava açılmasına engel değildir; hâkim bedeli yeniden belirleyebilir.

Kira tespit davası ne kadar sürer?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; keşif ve bilirkişi raporunun tamamlanma hızına, rapora itiraz edilip edilmediğine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişir. Uygulamada davalar genellikle birkaç ay ile bir yılı aşan bir sürede sonuçlanır; istinaf aşaması bu süreye eklenir. Sürecin uzaması hak kaybı doğurmaz, çünkü karar dönem başından itibaren geriye etkili sonuç doğurur.

Dava sürerken kiracı hangi bedeli ödemeli?

Kiracı, dava sonuçlanana kadar mevcut kira bedelini düzenli olarak ödemeye devam etmelidir. Karar kesinleştiğinde, tespit edilen bedel ile ödenen bedel arasındaki fark geriye dönük olarak talep edilebilir. Dava sürerken kirayı ödememek, temerrüt ya da iki haklı ihtar yoluyla ayrı bir tahliye sebebi doğurabileceğinden son derece risklidir.

Kira tespit davasında harç ne kadar?

Harç nispi olarak hesaplanır ve harca esas değer, mevcut kira bedeli ile talep edilen bedel arasındaki fark üzerinden belirlenir (uygulamada bu farkın yıllık tutarı esas alınmaktadır). Buna ek olarak gider avansı, bilirkişi ve keşif masrafları söz konusudur. Harç oranları ve tarifeler her yıl güncellendiğinden, dava öncesinde güncel tarifeye göre hesaplama yapılması gerekir. Dava sonunda haksız çıkan taraf, yargılama giderleri ile karşı vekâlet ücretini ödemekle yükümlü tutulur.

Zamanlama Her Şeydir: Bir Kira Yılı Kaybetmeyin

Kira bedelinin tespiti davası, piyasa gerçeğinden kopan kira ilişkilerini dengeleyen etkili bir hukuki araçtır; ancak başarısı büyük ölçüde teknik ayrıntılara bağlıdır. Beş yıl kuralının doğru hesaplanması, otuz günlük sürenin kaçırılmaması, gerektiğinde süresinde ihtar gönderilmesi, zorunlu arabuluculuk aşamasının eksiksiz tamamlanması ve en önemlisi güçlü emsal delillerin sunulması, tespit edilecek bedeli ve kararın hangi dönemden itibaren uygulanacağını doğrudan belirler. Bu adımlardan birinin atlanması, haklı olmanıza rağmen bir kira yılının kaybına ya da davanın usulden reddine yol açabilir. Bu nedenle sürecin, dava açılmadan önce doğru planlanması kritik önem taşır. Av. Mustafa Kürşad Arı olarak kira bedelinin tespiti süreçlerinde, ihtarname ve zamanlama planlamasından arabuluculuğa, emsal delillerin hazırlanmasından dava takibi ve kira farkının tahsiline kadar haklarınızı korumak için yanınızdayım.
Bu içerik, Avukat Kürşad Arı tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler, hukuki danışmanlık niteliği taşımadığı gibi avukat–müvekkil ilişkisi de oluşturmaz. Her hukuki uyuşmazlık kendi içinde farklı dinamikler barındırdığından, içerikte aktarılan bilgiler somut olayın koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için konu hakkında mutlaka bir avukattan profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Avukat Mustafa Kürşad Arı

Avukat Mustafa Kürşad Arı

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan
Avukat Mustafa Kürşad Arı, İstanbul Barosu'na kayıtlı olarak
Beylikdüzü'nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest
avukatlık yapmaktadır.

Başlıca uzmanlık alanları aile hukuku ve boşanma davaları
olan Avukat Mustafa Kürşad Arı; anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma,
nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında müvekkillerine
hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Bunun yanı sıra ceza hukuku alanında da İstanbul Barosu
nezdinde CMK kapsamında görev almaktadır.

Av. Mustafa Kürşad Arı

Av. Mustafa Kürşad Arı

İstanbul doğumlu olan Av. Mustafa Kürşad Arı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlamış, ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık stajını tamamlamış; halen Beylikdüzü’nde kurucusu olduğu hukuk bürosunda serbest avukat olarak hizmet vermektedir.

Ağırlıklı olarak boşanma davaları ve ceza hukuku alanlarında çalışan Av. Mustafa Kürşad Arı, aile hukuku ve ağır ceza davalarında edindiği tecrübe ile öne çıkmaktadır. İstanbul Barosu nezdinde CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında da görev almaya devam etmekte; hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri doğrultusunda müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

İletişime Geç

    Call Now Button